Ak Parti Bursa İl Başkanlığı
  • Kadın Kolları
  • Gençlik Kolları
Anasayfa - Haberler

AK PARTİ BURSA'DAN DEMOKRASİ FORUMU

AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nca düzenlenen “Türkiye’de Değişim ve Demokrasi Forumu” Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Orhan Gazi Salonu’nda gerçekleştirildi.

AK PARTİ BURSA'DAN DEMOKRASİ FORUMU

Devlet Bakanı Faruk Çelik’in yanı sıra AK Parti Bursa il ve ilçe yönetimleri ile Bursa siyaset ve iş dünyasının önemli isimlerinin ilgi gösterdiği forumun açılış konuşmasını AK Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın yaptı. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünün bugüne kadar sadece duvarlarda asılı kaldığını belirten İl Başkanı Yalçın, “Demokrasi bugüne kadar sürekli kesintiye uğramıştır. AK Parti iktidarının sivil anayasa çalışmaları da statükocuların engelleriyle karşı karşıya ancak biz yılmadan, durmadan çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz” dedi.
 
Demokratikleşme yolunda Türkiye’nin önemli adımlar kaydettiğini belirten Devlet Bakanı Faruk Çelik de, “Türkiye geliştikçe daha fazla demokrasi beklentileri artmakta… AK Parti olarak demokrasi çıtasını yükseklere taşıdık ve taşımaya da devam edeceğiz. Yaptıklarımız bizim için hâlâ yeterli değil… Türkiye artık, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı değil, baş tacı yapıldığı; uluslararası arenada düşman üreten değil, dost kazanan bir ülke… Darbe kelimesini telaffuz etmek artık Türkiye’de ayıplanıyor. Haziran 2011 seçimleriyle birlikte AK Parti sivil anayasa çalışmalarına hız kazandıracak ve demokratikleşme süreci daha da hız kazanacak” diye konuştu.
 
12 EYLÜL SÜRECE HIZ KATTI
 
Moderatörlüğünü AK Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın’ın yaptığı “Sivil Anayasa ve Türkiye” konulu I. Oturum, Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Naci Bostancı’nın “Yeni Anayasa Talebinin Toplumsal İzdüşümü” konulu sunumuyla başladı.
 
Türkiye’nin demokratikleşme adına dönülmez bir yola girdiğini belirten Prof. Dr. Naci Bostancı, anayasa değişiklik paketinin oylandığı 12 Eylül referandumunun önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek “Referandumda ‘hayır’ çıksaydı bile bu adım sadece 1-2 yıl gecikirdi. ‘Evet’ çıkması ile süreç hızlanmıştır” dedi.
 
Türkiye’nin değiştiğini dile getiren Prof. Dr. Bostancı, demokratikleşme yolunda atılan adımların aslında maddi dönüşümle ilgili olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
 
“Ben 1957 doğumluyum. Türkiye artık benim çocukluğumdaki Türkiye değil. Benim bildiğim kasabalar, karanlık çöktüğünde hayatın bittiği, insanların transistörlü radyo ile Türkiye’de ne olup bittiğini az çok öğrenmeye çalıştığı, ulaşımın son derece zayıf olduğu bir dünya… Ancak günümüzde ekonomik anlamda gerçekleşen olumlu değişimle birlikte dünyada ne olup bittiğini çok çeşitli kaynaklardan anında öğrenebilen, evlerindeki eşyalarını yenilemiş, ülkesi ve dünya hakkında kendinde söz edebilme hakkını bulabilen, görüşlerini bildirebilen insanlardan oluşan bir toplum var. Demokrasi ve değişim hikayesinin özü aslında bu.”
 
12 EYLÜL 2010’UN DEĞİŞTİRDİKLERİ
 
I. Oturum, TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Can Paker’in “Nasıl Bir Yeni Anayasa?” başlıklı sunumuyla devam etti.
 
“Niçin yeni bir anayasa?” diyerek sözlerine başlayan Dr. Can Paker, anayasa değişiklik paketinin oylandığı 12 Eylül referandumunun önemine değindi. “Sadece 26 madde değişmiştir ancak askeri sivil bürokrasinin siyasete etkisi minimalize edilmiştir. ‘Kutsal devlet’ anlayışının yerine ‘bireyi kutsal gören anayasa anlayışı’ hayata geçmiştir” diyen Dr. Paker, şöyle devam etti:
 
“Türkiye’nin sorunlarını anabaşlıklar halinde sıralayacak olursak birincisi merkeziyetçilik sorunudur. Bu madde Kürt sorununu da kapsar… İkincisi din ve devlet ilişkileri meselesidir. Başörtüsü sorunu, Alevilerin ve azınlıkların talepleri, Diyanet’in baştan yapılanması vb. sorunlar bu başlıkta yer alır. Üçüncüsü vesayet sorunudur… Bu başlıkta da güvenlik mi önemlidir, özgürlük mü diye sorabiliriz çünkü bazen güvenliğimizi tercih ettiğimizde buna karşılık özgürlüğümüzü feda etmek zorunda kalırız. Dördüncü sorun ise yargının tarafsızlığı… Oysaki yargı her zaman sadece bağımsız olmayı talep etmiştir. Toplumsal değişimler ekonomik altyapının, hukuk ise her ikisinin birden değişimine bağlıdır. Hukuk, batıda büyük mücadeleler sonunda devlete karşı bireyi korumak amacıyla ortaya çıkmıştır. Ancak bunda ekonomi önemli rol oynamıştır. Burjuva sınıfı krala karşı kendi haklarını korumak ve kralın yetkilerini kısıtlamak amacıyla mücadele vermiştir. Türkiye’de ise süreç böyle gelişmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti, köylü toplumunun üzerine askeri sivil bir bürokrasinin kurduğu devlettir. Yani toplumsal ve ekonomik değişim gerçekleşmeden hukuk ortaya çıkmıştır.”
 
EKSEN KAYMASI DEĞİL, EKSEN GENİŞLEMESİ
 
“AB, Küreselleşme ve Değişen Türkiye” başlıklı II. Oturum’un moderatörlüğünü ise AB Politikaları Enstitüsü Başkanı Hasan Soyugüzel yaptı. Oturum, Başbakanlık Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın “Uluslararası Sistemde Aktör Türkiye” başlıklı sunumuyla başladı.
 
Türkiye’nin güney ve doğudaki komşularıyla yakın ilişkilerde bulunmasının eksen kayması olarak nitelendirildiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Kalın, “Bu abartılı ve yanlış bir tespittir. Doğru tanım eksen genişlemesidir” dedi.
 
Türkiye’nin bölgesinde ve küresel sistemde vazgeçilmez bir ülke olduğunu ifade eden ve olmaya devam edeceğinin altını çizen Prof. Dr. Kalın, şöyle konuştu:
 
“Türkiye bir taraftan batı ile ilişkilerini sürdürürken bir taraftan da güney ve doğusundaki ülkelerle iyi ilişkiler geliştirmekte ve komşularına ‘sıfır sorun’ anlayışıyla yaklaşmaktadır. NATO üyesi olan ve AB üyesi olmak için çalışan Türkiye artık güney ve doğudaki komşularıyla da ittifak kurmaya yöneliyor. Hatta Afrika ülkelerine de uzanıyor. Ancak bu ikinci kısım yanlış anlaşılıyor ve eksen kayması olarak değerlendiriliyor. Türkiye pek çok bölgesel platformun üyesi olabilir. Batılı ülkeler Ortadoğu ve Afrika’da aktif rol alırken sorun olmuyor ancak Türkiye aynı politikayı yürüttüğünde eksen kayması olarak nitelendiriliyor.”
 
“TÜRKİYE ARTIK TEHDİT DEĞİL”
 
“Uluslarüstü Sistem Türkiye’den Ne İstiyor” konulu bir sunum yapan Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Canbolat ise uluslarüstü bir siyaset kurumu olan AB’nin Avrupa ülkelerinin güvenliğini sağlamak amacı taşıdığını kaydetti. AB’nin fikir öncülerinin Türkleri tehdit olarak gördüklerini hatırlatan Prof. Dr. Canbolat, “Günümüzde en azından resmi belgelerde bu tehdit algısını görmüyoruz” diye konuştu.
 
TÜSİAD AB Temsilcisi Dr. Bahadır Kaleağası ise “Küresel Değişim, Avrupa’nın Geleceği ve Türkiye” başlıklı sunumunda AB’nin şekillenmesinde Türkiye’nin önemli bir rol oynayacağının herkes tarafından kabul gördüğünü kaydetti.
 
“Sivil Toplum ve Demokrasi” başlıklı III. Oturum’un moderatörlüğünü AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Tahsin Bulut yaptı. Oturumda, Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün “Sivilliğe Dayalı Yeni Bir Akıl Yürütme”, Stratejik Düşünce Enstitüsü’nden Prof. Dr. Yasin Aktay “Muhafazakârlıktan Değişime…”, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bekir Berat Özipek ise “Türkiye’de Demokratikleşme Süreci” başlıklı birer konuşma yaptı.
 
Türkiye’deki sivil toplum yapılanmalarını tartışmaya açan Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, “Bu ülkede sivil toplum sözünü etmek boş bir laftır” dedi.
 
Türkiye’de muhafazakarlık kavramının bağnazlık olarak algılandığını kaydeden Prof. Dr. Yasin Aktay da, “Oysaki Avrupa ülkelerinde muhafazakârlık düşüncesi çok önemsenmektedir” diye konuştu.
 
Türkiye’nin 12 Eylül referandumuyla önemli bir yol kat ettiğini ve önemli bir değişimi gerçekleştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Aktay, “AK Parti, misyonu itibariyle bakıldığında Türkiye’nin en devrimci ve en değişimci tabakasını oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
 
Doç. Dr. Bekir Berat Özipek ise “Türkiye’de devlet, toplumu hiçbir zaman reşit kabul etmedi, özellikle Cumhuriyetten sonra” dedi.
 
Bir örnek veren Doç. Dr. Özipek, 10. Yıl Marşı’nda yer alan ‘10 yılda 10 milyon genç yarattık’ sözlerinin, statükonun tek tip insan yaratma modeli olduğunu kaydetti.
 
12 Eylül referandumunun, Türk toplumunu ilk defa talep eden konuma getirdiğini, yeni anayasa yapma fikrinin bile tartışmaya açılmış olmasının demokrasi açısından önemli bir başarı olduğunu belirterek “Ve özellikle 12 Eylül sürecini asıl götüren AK Parti değil, sivil toplumun ta kendisidir” dedi.
 
AK Parti Türkiye Değişim ve Demokrasi Forumu, soru ve cevap şeklinde gerçekleşen Değerlendirme Oturumu ile son buldu.