BAKAN ÇELİK GENÇLERLE BULUŞTU
Devlet Bakanı Faruk Çelik, Bursa'da üniversite gençliğiyle kahvaltıda bir araya geldi.
AK Parti Bursa İl Başkanlığı'nca düzenlenen "Türkiye Değişim ve Demokrasi Platformu"na katılan Bakan Faruk Çelik, Türkiye'de demokrasinin geçmişi ve geleceği hakkında konuşurken, darbeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Son 8 yıllık iktidarları döneminde demokrasi ve kişisel hürriyetler adına önemli adımlar atıldığını hatırlatan Çelik, "Her alanda olduğu gibi demokrasi alanında da yakaladığımız ivmenin yankılarını hem içeride hem de uluslararası zeminde duyuyoruz. Hükümetimizin çabalarıyla demokrasi alanında önemli mesafe katettik ama bunu yeterli görmüyoruz. Sosyal hayat geliştikçe demokrasiye olan talep de artmaktadır. Demokrasinin toplumun hayatına olumlu katkılar yapacağına inanıyorum" dedi.
Türkiye'nin demokrasi geçmişine bakıldığında, 1946 yılının bir kırılma senesi olduğunu ifade eden Çelik, "1946, Türkiye'de demokrasi açısından bir kırılma yılı olmuştur çünkü Demokrat Parti sahneye çıkmış, 'Yeter, artık söz milletin' diyerek değişim isteyen yığınların desteğini alıp iktidar olmuştur. Demokrat Parti iktidarıyla Türkiye kabuğunu kırmış, demokratikleşme çabaları kalkınma hamleleri ile desteklenmiş, uluslararası arenada görünürlüğümüz artmıştır" ifadelerini kulandı.
Türkiye'deki demokrasi çabalarının birtakım çevreler tarafından antidemokratik yöntemlerle sekteye uğratıldığını ifade eden Çelik, "Ülkemizin daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük çabaları, 1960, 70, 80 ve 28 Şubat müdahaleleriyle sekteye uğratılmıştır. Özellikle 1996'larda insanların değişim ve demokrasi taleplerinin arttığını, ancak bu talepler karşısında çeşitli güç odaklarının devrede olduğunu gördük. Doğu ve Güneydoğu meselelerine çare arayışları çoğu zaman faili meçhullerle karşılık bulmuştur. Uğur Mumcu'nun, Eşref Bitlis'in, Adnan Kahveci'nin, rahmetli Özal'ın ölümleri, 33 askerin şehit edilmesi, Sivas ve Erzincan olayları, toplumumuzu tatmin edecek bir aydınlığa ne yazık ki kavuşmadı" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin uğruna en fazla bedel ödediği şeyin demokrasi olduğunu ifade eden Çelik şunları söyledi:
"Milletimiz bu uğurda çok ağır bedeller ödemiş, başbakanlar, bakanlar, gençler idam edilmiş ve her tülü işkenceye şahitlik etmiş, Yassıada 'yaslı ada' olarak anılmıştır. Milyonlarca insan fişlenmiş, sürgünler olmuş, kanunlar adeta kanunsuzluğun aracı olarak kullanılmıştır. Mahkemeler muhakeme etmek için değil, adeta mahkum etmek için çalışmış, gün gelmiş hiçbir yasal dayanağı olmamasına rağmen, milletimizin büyük bir çoğunluğu öncelikli tehdit kapsamında değerlendirilmiştir. Ben şahsen, milletimize en pahalıya mal olan değer olarak demokrasiyi görüyorum. Onun için, yeryüzünde demokrasinin değerinin en iyi bilen millet kimdir diye sorsalar, bizim milletimizdir derim."
Antidemokratik müdahalelere en iyi cevabı milletin verdiğini söyleyen Çelik, "Biz şunu da gördük ki, antidemokratik süreçlerin mağduru da millettir, galibi de millettir. 1960'da milletin iradesini yok ettin, 65'te cevabını almışsın, 70'te tekrar yok etmişsin, 73-75'te cevabını almışsın, 80'de yine aynı şeyi yapmışsın, 83'te cevabını almışsın. 28 Şubat sürecinde postmodern bir darbe ile milletli yine görmezlikten gelenler, 2002 yılında daha büyük bir cevapla karşı karşıya kalmışlardır" dedi.
Milletin antidemokratik uygulamalardan bıktığını ifade eden Çelik, "Millet artık antidemokratik uygulamalardan bıktı. Milletimiz, dipçik hukukunu, postal anarşisini, bürokrasi oligarşisini rüyasında bile görmek istemiyor. Milletimiz, kendi yaşayamadığı özgürlüğü ve demokrasiyi çocuklarına yaşatmak istiyor" diyerek halkın darbelere karşı olduğunu söyledi.
ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİYLE KAHVALTI YAPTI
Çelik, sempozyum sonrası Uludağ Üniversitesi öğrencileriyle kahvaltıda buluştu. Kahvaltıda haşlanmış yumurta verilmesi dikkati çekerken, bakan kürsüde konuştuğu sırada arkasında korumasının şemsiyeyle beklediği görüldü. Çelik, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunurken, gençlerin sorularını da cevapladı. Burhan Kuzu'ya yapılan yumurtalı saldırıyı değerlendiren Çelik, "Konuşmayan, susan, pısırık diye tabir edilen bir gençlikten yana değiliz. Tam tersine, dinamizmini her alanda ortaya koyan bir gençlik istiyoruz. Gençliğin hak arama mücadelesinin, çağımızın şartlarına uygun olması gerekiyor. Hak arama mücadelesine evet ama hak ararken özgürlük alanları daraltılmamalıdır" dedi.
Wikileaks iddialarını da değerlendiren Çelik, "Ben bunları Wikileaks dedikoduları olarak ifade ediyorum. Ama dünya ve bölgesel anlamda yoktur anlamında da tamamen yok edici, karalayıcı yaklaşımı da doğru bulmuyorum" diye konuştu.
Çelik, "Türkiye, Karabağ'daki işgalin sona ermesi karşılığında Ermenistan'la ilişkileri normalleştirme teklifi yaptı mı?" şeklindeki soruya, "İşgal ettiğiniz topraklardan çekilirseniz, biz Türkiye olarak hava sahasını da başka sahaları da açarız. Türkiye barıştan, komşuluktan, çözümden yana olduğunu dünyaya deklare etti. Cevabını alamamak onların meselesi" cevabını verdi.
Çelik, demokratik açılım hakkındaki soru üzerine de, "Demokratik açılım sürecinde BDP işi tırmandırıyor. 6 ay sonra bir seçim var. Seçime dönük bir zemin elde etmek istiyorlar. Kürt ol ama bu ülkenin şemsiyesi Türkiye Cumhuriyeti. Bu seni rahatsız ediyorsa açıkça söyle. De ki, 'Ben Türkiye Cumhuriyeti'nden, ay yıldızlı bayraktan, Çanakkale'de şehit olan Kürt'ten, Türk'ten rahatsız oluyorum. Bunu diyor musun?" şeklinde konuştu.
Alevi meselesinden de bahseden Çelik, "Alevi çalıştaylarında, hatta Meclis'te diyorlar ki, 'Siz hangi Hz. Ali'den bahsediyorsunuz?' Şu Ali diyor, bu Ali diyor. Say say bitmiyor. Çıktım kürsüye, 'Ben bir tane Hazreti Ali tanıyorum. O kim, biliyor musunuz? Peygamber'imizin amcasının oğlu, Hazreti Osman'ın bacanağı, Kerbela'da şehit edilen Hazreti Hüseyin'in babası, bir tane Hazreti Ali var.' Bunu söyleyen insana da söylüyorum. Sen içindeki hastalığı söyle. Sorun varsa çözelim. Ama ideolojik hesabın varsa bunu açıkça söyle. Bunlar çözülmeyecek meseleler değil" dedi.